2.18
2.89
0.00
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi


21 Temmuz 2011
font boyutu küçülsün büyüsün

Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor.


Aziz vatan toprakları için tarihin her döneminde can verenlerimiz olmuştur ve olacaktır da…

Vatan olmanın, yurt kurmanın, devlet olmanın, millet olmanın, mutlak büyük bedelleri olacaktır.

Yine şehit haberleri, yine dağlanan yürekler, yine verilen canlar, yine ana babaların gözyaşları, yine milletimizin yüreğinde hüzün var…

Vatan savunmasında şehit düşen vatan evlatlarına üzülmemek mümkün değildir. Ne de olsa o da bir candır…

Onun da sevenleri sevdikleri, onunda hayalleri beklentileri bekleyenleri vardır. Ama ne var ki toplumun huzur ve güvenlik içerisinde, hür ve bağımsız bir şekilde yaşayabilmesi için birilerinin de kendini feda etmesi kaçınılmaz gerçeklerdendir.

İşte bu sebeple ki hür ve bağımsız, huzur içerisinde yaşamını sürdüren her vatandaşın, vatan savunmasında görev alan Erinden Orgeneraline ve bütün güvenlik güçleri mensuplarına, her kademede görev alan vatan evlatlarına minnet borcu vardır. Bu minnet borcunun farkında olanlar olduğu gibi, kadir kıymet bilmeyenler de vardır…

Vatan uğruna can veren aziz şehitlerin derecelerini ve hâllerini Mehmet Akif dizelerinde ne güzel anlatıyor;

Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın….

Sonra vatan için can veren şehidin derecesinin büyüklüğünü peygamber müjdesiyle işaret ediyor;

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

Her fert kendi imanının ve fikrinin gereğini yerine getirir. Ve her fert düşüncelerinden ve davranışlarından hesaba çekilir. Yüce Allah Kur’anı Kerimde yaşadığımız hayatın hesabının verileceğinin mahiyetini Zilzâl Suresinde beyan etmiştir;

“Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman,”
“İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.”
“Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.”
“O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.”
“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.”
“Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzâl Suresi / 1-8)

Hayat sahnesinin her anından en ince ayrıntısına kadar hesaba çekilecek olan insanların arasında Şehidin hesabı en kolay hesap olacaktır.(şayet niyetinde başka maksatlar taşımıyorsa) Çünkü onlar Rablerinin özel misafirleridirler, Onlara yapılacak muamele de ona göre farklı olacaktır. Çünkü Onlar hayattaki en kıymetli varlıkları, sermayeleri olan canlarını vermişlerdir. Yüce Kitabımızda bu konuya da şu şekilde açıklık getirilmiştir;

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın, bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklandırılırlar.”
 “Allah'ın keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinerek arkalarından henüz kendilerine katılmayanlara;(henüz şehit olamayanlara) kendilerine korku olmadığını ve üzülmeyeceklerini, müjdelemek isterler.”
“Onlar(şehitler) Allah'tan gelen bir nimet ve kerem ile ve Allah'ın mü'minlerin mükafatını zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.” (Âl-i İmrân Sûresi/169-170-171) 

Her şehit haberinde, ateş düşen ocaklar sönse de gönüller yangına dönse de her canlı mutlaka ölüm acısını tadacağına ve ölüm saatinin bir an bile şaşmayacağına göre, ölümlerin en güzeli olan şehitlik makamı da öyle her babayiğidin eline geçmeyecektir. İşte bu sebepten dolayı da şehit olmak ölümlerin en şereflisidir.

Şehit olanlar hem vatanlarına, hem Allah’a karşı borçlarını ödemektedirler, ya biz!

Acaba yaşadığımız hayatın, bize emanet edilen kanla sulanan toprakların hesabını verebilecek miyiz?
Ayrıca, hesap gününe ne kadar hazırlıklıyız?

Bunları sorgulamakla, ölmeden ölmenin ve hesaba çekilmeden hesaba hazırlanmanın, şuuruna erişebiliriz. Yeter ki kendimizi sorgulamaktan kaçınmayalım…

UĞUR KEPEKÇİ








Bu yazı 1,449 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları